2

2

2

Ünlü bir aşçı, bir gün kendisine hayatındaki sıkıntılarından yakınan kızını mutfağına götürdü ve ona, kendisini dikkatle izlemesini söyledi. Ünlü aşçı baba, aynı ölçüde suyla doldurduğu eşit boyuttaki 3 tencereden birinin içine iri bir havuç, ikincisinin içine 1 adet yumurta, üçüncüsünün içine ise bir avuç çekilmemiş kahve çekirdeği koyduktan sonra tencerelerin ateşlerini aynı derecede yaktı. Kendisinin ne yapmakta olduğunu anlayamayan kızıyla birlikte 20 dakika süreyle tencerelerdeki suların kaynamasını izledi. Yirminci dakikanın sonunda aşçı baba, ocaklardaki ateşi söndürdü ve kızından, sofraya iki tabak ve bir bardak getirmesini istedi. Kızı; tabakları ve bardağı getirdi, masaya koydu. Aşçı baba ise önce birinci tenceredeki havucu aldı, tabaklardan birine koydu...

Devamı

3

3

3

Yine okullar başladı, aldı bizi bir telaş! Erken kalkmalar, dersler, öğretmenler, kurslar, etütler daha neler neler… Eyvaaahh, bitmez bu çile! Teneffüsler çok kısa, keşke dersler boş olsa… Evde bilgisayar varken ne işimiz var okulda? Zaten telefon da yasak, mesajlaşamıyoruz, ne yapsak? Çok sıkıcııı! Çok yorucuuu! Matematiği, İngilizcesi, feni; bu dersler bizi oldukça gerdi.

Devamı

4

4

4

Kutlu şehir Medine’de pırıl pırıl bir bahar günüydü.

Henüz dinen yağmur, sokakları bütün kirlerinden arındırmış, bereket emen toprak misler gibi kokmuştu.

Bu yağmurla, meyve bahçelerinde bir kadife yorgan gibi serili çimenlerin yeşilliğine taptaze bir parlaklık gelmişti.

Şu bulutlara bakın! Ayol, bunlar az önce gri değiller miydi? Hangi el, hangi ara onları beyaza boyadı?

Ağaçların dalları arasında cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar acaba ne diyorlardı?

Aaa, şu uçan da neydi? Rengârenk bir çiçek mi? Yok canııım! Kelebekmiş! Ey güzel kelebek! Şu fani hayatta varsın ömrün uzuuun olsun senin!

Devamı